IPM’de sürdürülebilirlik; doğal kaynakların değerlendirilmesine, üretim yöntemlerine, enerji kullanımına ve yatırım kararlarına yön verir. Maden aramadan üretime, saha rehabilitasyonundan lojistiğe kadar faaliyetlerimizi uzun vadeli kaynak yönetimi ve çevresel sorumluluk anlayışıyla planlıyoruz.
Önceliklerimiz; perlit kaynaklarını verimli kullanmak, üretimin çevresel etkilerini azaltmak, faaliyetlerimizle birlikte saha rehabilitasyonunu ilerletmek ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaktır. Geliştirdiğimiz ürünlerle, kullanım alanlarında enerji ve malzeme verimliliğine katkı sağlamayı da bu yaklaşımın bir parçası olarak görüyoruz.
Perlit kaynakları; genleşme performansı, tane yapısı, renk ve kimyasal özellikler bakımından farklılık gösterir. Bu çeşitliliği ayrıntılı biçimde değerlendirmek, hem uygun ürün kalitesini elde etmek hem de mevcut kaynakları verimli kullanmak açısından önemlidir.
Jeolojik haritalama, sondaj, sistematik numune alma ve dijital rezerv modelleme çalışmalarını üretim planlamasıyla birlikte yürütüyoruz. Cevher özelliklerini haritalayarak farklı kalite zonlarını belirliyor, üretimi hedeflenen uygulamaların teknik gereksinimlerine göre yönlendiriyoruz. Cevher seçimini kullanım amacıyla eşleştirmek, gereksiz işlemleri sınırlandırmaya ve kaynağın farklı özellikteki bölümlerini uygun ürünlerde değerlendirmeye yardımcı oluyor.
Maden arama ve rezerv geliştirme çalışmalarımızı kesintisiz sürdürerek uzun vadeli üretim planlarımızı güncelliyoruz. Böylece mevcut ihtiyaçları karşılarken gelecekte gerekli olacak cevher kalitelerini ve tedarik sürekliliğini de gözetiyoruz.
Maden sahalarının rehabilitasyonunu, ilgili mevzuat, çevresel yükümlülükler ve onaylı rehabilitasyon planları doğrultusunda yürütüyoruz. Çalışmaları üretim planlamasına dâhil ederek faaliyetlerin tamamlandığı alanlarda kademeli olarak uyguluyoruz.
Üretimi tamamlanan alanlarda basamakları ve arazi yüzeylerini yeniden düzenliyor, şevlerin kararlılığını sağlayacak çalışmalar yapıyor ve uygun yüzeyleri yeniden bitkilendiriyoruz. Uygulama yöntemlerini arazinin yapısına ve yerel saha koşullarına göre belirliyoruz.
Rehabilitasyonda kullanılacak bitkileri, permakültür ilkelerinden yararlandığımız çalışmalar kapsamında kendi tesislerimizde yetiştiriyoruz. Geleneksel dikim yöntemlerinin uygulanamadığı uygun alanlarda peletlenmiş tohumlarla ekim yapıyoruz. Bitki örtüsünün gelişimini izleyerek uygulamaları değerlendiriyor ve gerektiğinde bakım veya iyileştirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz.
Bu yaklaşım, üretim devam ederken tamamlanan alanların rehabilitasyonuna olanak tanır. Yasal yükümlülüklere uyumu, arazi kararlılığını ve yerel koşullara uygun bitki örtüsünün yeniden oluşmasını birlikte ele alıyoruz.
Yenilenebilir enerji, üretimin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçasıdır. Bergama’da 2026 yılında devreye giren rüzgâr enerji santralimiz, Türkiye’deki madencilik ve cevher işleme faaliyetlerimizin toplam elektrik tüketimine eşdeğer miktarda yenilenebilir elektrik üretir.
Santralde üretilen elektrik ulusal şebekeye verilir. Yenilenebilir elektrik üretimini ve tesislerimizin tüketimini ayrı ayrı izleyerek üretim ile tüketim arasındaki dengeyi değerlendiriyoruz.
Rüzgâr enerjisi yatırımımızı, tesislerimizdeki enerji verimliliği çalışmalarıyla birlikte ele alıyoruz. Bir yandan yenilenebilir elektrik üretimine katkı sağlarken diğer yandan üretimde ihtiyaç duyulan enerjiyi daha verimli kullanmaya odaklanıyoruz. Bu iki alan, uzun vadeli sürdürülebilirlik yatırımlarımızı birlikte şekillendiriyor.
Üretim verimliliğini; enerji tüketimi, kullanılabilir ürün miktarı ve hedeflenen kalite özellikleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Amacımız, cevheri uygulamaya uygun ürünlere dönüştürürken gereksiz işlemleri ve malzeme kayıplarını sınırlandırmaktır.
Kurutma, kırma, öğütme, eleme ve hava ile sınıflandırma süreçlerini cevherin özelliklerine ve ürünün teknik gereksinimlerine göre yönetiyoruz. Şirket bünyesinde geliştirdiğimiz tesis ve ekipman tasarımları, proses koşullarını daha hassas kontrol etmemize ve belirlenen özelliklerin dışında kalan ürün miktarını azaltmamıza yardımcı oluyor.
Öğütme ve sınıflandırma teknolojilerine yaptığımız yatırımlarla farklı cevher özelliklerini daha geniş bir ürün yelpazesinde değerlendiriyoruz. Proses iyileştirmelerini kapasitenin yanı sıra birim ürün başına enerji tüketimi, malzeme kayıpları ve kaynak kullanımına etkileri açısından da inceliyoruz.
Perlitin genleştirilmesi, hacmini artırırken yığın yoğunluğunu önemli ölçüde düşürür. Genleştirilmemiş cevherin taşınması, aynı miktardaki malzemenin genleştirilmiş hâline kıyasla daha az taşıma ve depolama hacmi gerektirir.
Türkiye’de hazırladığımız sınıflandırılmış cevheri İspanya’daki tesislerimize taşıyor, genleştirilmiş ürünleri Avrupa’daki kullanım noktalarına daha yakın konumlarda üretiyoruz. Böylece hacimli nihai ürünlerin uzun mesafelerde taşınma ihtiyacını sınırlandırıyoruz.
Maden sahalarımızın önemli bir bölümünün işleme tesislerine yakın olması, cevherin tesislere taşınmasındaki mesafeleri azaltır. Dikili Limanı üzerinden gerçekleştirilen yüksek hacimli sevkiyatlar ise deniz taşımacılığını tedarik zincirimizin temel unsurlarından biri hâline getirir.
Sevkiyat planlamasını, gemi kiralamayı, konteyner tahsisini, depolamayı ve teslimat koordinasyonunu şirket bünyesinde yönetiyoruz. Bu yapı, taşıma hizmeti sağlayıcılarıyla birlikte güzergâhları, yük miktarlarını ve teslimat takvimlerini koordine etmemize; gereksiz aktarma ve taşıma hareketlerini sınırlandırmamıza olanak tanır.
Belirlenen organizasyon ve raporlama sınırları içindeki sera gazı emisyonlarımızı her yıl ISO 14064 standardının 2018 tarihli birinci bölümü ve GHG Protocol esaslarına göre hesaplıyoruz. Değerlendirdiğimiz faaliyetler arasında cevher üretimi, ocaktan tesise taşıma, kurutma, kırma, öğütme, eleme, hava ile sınıflandırma, ambalajlama, elleçleme ve yükleme limanına taşıma bulunur.
Elektrik ve yakıt tüketimini, malzeme hareketlerini ve üretim verimliliğini birlikte izliyoruz. Bu verilerle emisyon kaynaklarını ve iyileştirme alanlarını belirliyor, operasyonel değişiklikleri ilgili süreçlerin bütünü üzerindeki etkileriyle değerlendiriyoruz.
Kaynak verimliliğini artıran, enerji tüketimini azaltan, proses kontrolünü geliştiren ve önlenebilir taşımaları sınırlandıran yatırımlara öncelik veriyoruz. İlerlemeyi ölçülebilir verilerle takip ederek sonraki iyileştirmeler için kullanıyoruz.
Perlitin hafifliği, gözenekli yapısı ve yanmazlığı, farklı uygulamalarda enerji ve malzeme verimliliğine katkı sağlayabilir. Bu katkı, seçilen ürün kalitesine ve kullanıldığı sistemin tasarımına bağlıdır.
İnşaatta genleştirilmiş perlit; hafif alçı ve sıva karışımlarında, şaplarda, yalıtım levhalarında, boşluk dolgularında ve pasif yangın koruma sistemlerinde kullanılır. Uygun yapı bileşenlerinde ısı yalıtımını destekleyerek ısıtma ve soğutma ihtiyacının azaltılmasına yardımcı olabilir. Düşük yoğunluğu, yapı elemanlarının ağırlığını da azaltabilir.
Kriyojenik uygulamalarda perlit, sıvılaştırılmış gaz depolama sistemlerine ısı girişini sınırlandırarak gerekli düşük sıcaklıkların korunmasını destekler. Tarım ve bahçecilikte ise yetiştirme ortamlarının havalanmasını, drenajını ve su tutma özelliklerini düzenleyerek sulamanın daha etkin yönetilmesine katkı sağlayabilir.
Bu alanlardaki rolümüz, hedeflenen performansa uygun ve tutarlı kalitede perlit ürünleri sunmaktır. Ürün seçimini uygulamanın gereksinimleriyle eşleştirerek müşterilerimizin kendi sistemlerinde verimli sonuçlar elde etmesine yardımcı oluyoruz.
Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı uzun vadeli yatırımlar ve ölçülebilir iyileştirmelerle ilerletiyoruz. Yenilenebilir enerji, sorumlu kaynak yönetimi, saha rehabilitasyonu, verimli üretim ve koordineli lojistiği birbiriyle bağlantılı faaliyetler olarak yönetiyoruz.
Büyüme planlarımızı geliştirirken çevresel verilerin kalitesini artırmaya, üretim teknolojilerimizi yenilemeye ve doğal kaynakları daha verimli kullanmaya devam ediyoruz. Hedefimiz, madencilik ve üretimin getirdiği sorumlulukları gözeterek uzun vadeli tedariki ve çevresel iyileşmeyi birlikte sürdürebilmektir.